Şizoid Palyaço

Rengarenk bir palyaço, siyah beyaz dünyanın ortasında fakat o gri görmekte tüm iyilik ve kötülükleri. Arsız güneşin yapışkan sıcağından bunalmış, bir keşişten dinlediği uzak ve bir o kadar soğuk, kara bulutların çevrelediği dünyaların peşinde.

İnsanlardan tiksinen, bir o kadar hayvanlara aşık. Sadece kedi ve köpekler değil, vahşileri de seviyor palyaço. Küçük heybesini çakallar ve kurtlar ile paylaşmanın peşinde. Postunda uyumayı düşlüyor hala üstündeyken boz ayının. Afacan bir çocuğu sever gibi başını okşamak istiyor. Böylece gerçek bilgeliğe erişecek.

Tüm yansımalardan kaçıp kurtulmalı palyaço. Fakat bunun için önce farkında olmadan etrafına döşediği tuğladan duvarları yıkıp geçmeli. Gücünü toplamalı ve bir seferde en kararlı vuruşunu yapmalı. Böylece, her gün tepesinde ruhunu kavuran güneşin çok da kötü bir şey olmadığını anlamalı. Belki uzaklara gitmekten vazgeçmeli ve çevresini güzelleştirmek için çalışmalı. Ormanlara kaçmak yerine kendi ormanlarını yaratmalı. Böylece kurtulabilir onulmaz yalnızlığından.

Fakat o daha fazla yalnızlık arzuluyor. Yalnızlığa doğru attığı her zorlu adım onu kuvvetlendiriyor ve aynı zamanda bir parça öldürüyor. Bu yüzden güçlü bir ölüm bekliyor palyaçoyu. Fakat o ölümden değil yaşamdan korkuyor. Bu yüzden kaderini beşikteki bir bebek gibi şefkatle kucaklıyor ve sıkıca bastırıyor göğsüne.

Vahşi bir hayvanın gece vakti ininden çıkması gibi insanlar ortadan kaybolduğu saatlerde dolaşıyor sokaklarda bir başına. Sessiz ve serin gecenin tadını çıkartıyor. Mezarlıklarda dolaşıyor; hiç olmadığı kadar kendinden emin. İnsanlardan sakındığı güler yüzünü ölülerle paylaşıyor ve anlatıyor onlara ta ki güneş doğana dek. Daha sonra koşarak güvenli inine çekiliyor.

Yağmurları takip ediyor palyaço. İlk yağmur damlasının vurduğu toprak parçasını öpüp kokluyor, alışık olmadığı huzuru ve sevgiyi iliklerine kadar hissediyor ve ürküyor kendisinden, bir aslanın aynada yansımasını görmesi gibi tedbirli bir adım atıyor gerisin geri.

Halk palyaçoyu arıyor, ağzından köpükler saçarak haykırıyor arkasından.

O ise gerçek, ulaşılmaz bilgeliğin sarp kayalıklarla çevrili doruğuna doğru yorgun adımlar atıyor parçalanmış ayaklarıyla.

Onlar ölüme çare ararken, palyaço yaşama çare bulmanın peşinde.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s