Fanus – 1

Kafamı toplamamı gerektiren hiçbir işin üstesinden gelemedim bugüne kadar. Bu yüzden ilk sınavdan itibaren kaybetmeye başladım. Ortalama bir liseyi bitirdikten sonra ortalama bir üniversitede ortalama bir bölüm okudum. Umutlardan beslenen insanlardan biriydim. En kötü durumda bile düşüncelerimden güç alırdım. Net hedeflerim yoktu fakat bir gün kötü olan her şeyden, tüm olumsuzluklardan sıyrılıp kurtulacağıma inanırdım: Kalın betonun çatlaklarından süzülen yeşil bir bitki gibi.

Artık böyle bir inancım yok. Diri diri toprağa gömülmüş bir insanım. Gün ışığı çok uzakta ve ben artık aşağıya doğru kazmaya başladım. İnsanlar bunu yadırgadılar: “Hepimiz buz saçakları gibi eriyoruz ve bir gün yok olacağız. O halde senin acelen nedir?”

Onlara şöyle cevap verdim: “Siz gölgedesiniz. Oysa güneş her gün benim karşımda yükseliyor.”

Yalnızlığım kendi tercihimdir. Beylik lafları sevmem. Belki de boş bir koridorun duvarlarına çarpa çarpa bilincini kaybetmiş ufak bir sineğin sonudur. Ben yine de kelebek olmak isterdim. Yalnızca birkaç saat narin bedenimi rüzgârın emrine bırakmak, sonra ona karşı uçmak, beyhude çabalamak ve yorulup bir kadının beyaz bileğine konmak isterdim. Gelgelelim Tanrı beni ufak bir sinek olarak yarattı ve böylece kaderimi cılız, kirli sarı bir ışığı takip etmek olarak çizdi.

Herkes kadar intiharı düşündüm. İlk zamanlar Tanrıdan korktuğum için vazgeçtim. Şimdi ise tek korkum Tanrı ile karşılaşamamak ihtimali. Önce kendimi hazırlamalıyım. Yokluğunu kabullendiğim an bunu deneyeceğim. Biraz uzun sürecek gibi zira önce insanın yokluğunu hazmetmem gerek.

Küçük yaşlarda ölümü ve ölümden sonra olacakları düşünürdüm. Bunları düşündükçe cehenneme gitmekten korkar hale geldim. Cenneti hak etmeliydim. Yarının yanında bugün, insanın adımlaması gereken küçük bir taş gibidir. Kutsal kitabı okudum ve Tanrıya secde ettim.

Cehennem korkusu, ruhumda zamanla bir başkaldırıya dönüştü. Tıpkı çocuk bir kölenin büyüdüğünde efendisine isyan etmesi gibi bir şeydi bu. Artık aklımın gücü kuvveti yerindeydi.

Yukarıda birisinin olduğunu bilmek beni bir taraftan rahatlatırken bir yandan ürpertiyordu. Sürekli izlenen bir insan nasıl kendisi olabilir? En sonunda perdeleri çekmeye karar verdim.

Ölümden sonra hayat için dünya yetersiz bir sahnedir ve Tanrı eğer var ise, seyrettiği ucuz oyunculukların memnuniyetsizliği yüzüne vurmuş ihtiyar bir filmciden başka nedir? 

Yine de görünmez varlıklarla konuşanlar kendilerini şanslı saymalıdır. Ben, silueti güneşin çekimser ışığında parıldayan ketum bir ihtiyarın dostluğuna muhtacım. Yalnızlığa doğru atılan her adım beni güçlendirir ve bir parça öldürür. Çünkü bu yol ölüme uzanan bir kestirmedir esasında. Bu yüzden insan bildiği yoldan şaşmamalı denir. Ancak körpe bedenim sonu görünmeyen uzak yollardan ürker ve ihtiyar ruhum bir başka omuza dayanmayacak kadar gururludur.

Kendine büyük hedefler koymalısın. Onlara ulaşman gerekmez. O yolda en ufak bir başarı bile kazanmanın hiç önemi yok. Ama sen yine de kendine büyük hedefler koymalısın. Yaşama ancak bu şekilde bağlanabilir ve aklını ancak bu şekilde muhafaza edebilirsin. Çarkın içindeki fare gibi koşturmalısın ardından; tüm gücünle, düşünmeye vakit kalmayacak kadar. Molalar yalnızca daha hızlı bir koşuya hizmet etmeli. Demir kafesin gerçekliği ile baş başa kalmak çok daha kötüdür.

Bir sabah uyandığında tavanı seyrederken, aynanın karşısında suratını incelerken aniden dünyayı değiştirmeye karar veren insanlar vardır. Bunlardan kimi yaşatmayı, kimi öldürmeyi seçer. Yığınlar onları daima yüceltmiş, aynı zamanda iyiler ve kötüler olarak ayırmıştır.

Oysa onlar rüyada iken etini sıkıştıran insanlara benzer. Tek amaçları uyanmaktır ve bu yolda önemli olan eylemlerinin çeşidi değil, gerçekliğe olan aykırılıklarıdır. Bir rüyayı kölelik yaparak geçirmektense uçma yetisini sınamalıdır insan. Bir ihtimal uçacaktır; diğer bir ihtimalle uyanacaktır. O halde kaybedecek ne var?

 

 

 

 

Fanus – 1’ için 3 yanıt

  1. Çok etkileyici ve derin olmuş. Düşünceleriniz, anlatış şekliniz, akıcılığı… Gerçekten hayran kaldım. Kendi düşüncelerinizi anlatıyorsunuz ama okuyanlara bunu dayatmıyorsunuz. Daha çok düşünmeye itiyorsunuz. Çok başarılı

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s