Fanus – 2

Bir bahar vaktiydi ve herkes bilir ki ben bahardan haz etmem. Rengarenk çiçekler ve parlak güneş ışığı, usta bir hipnozcunun elinde sallanan köstekli bir saatten başka nedir?

Kendimi birden yüksek tavanlı bir mahkemenin sanık koltuğunda buldum. Koca göbeği kürsüye dayanmış sinsi bir ihtiyar; üstünde parlak cübbesi, uzun biçimli sakalları. Böylelerini tanırım. Bunlar idamlıkların gönüllü cellatlarıdır ve onların kör baltaları yabani gurur tarlalarında hoyratça dolaşan bir oraktır aynı zamanda.

Şu yüksek rütbeli hâkimin suratında beliren şefkat dolu tebessüm en büyük kötülük olmalı insan için. Cübbesinden sıyrılan kalın bilekli elleri yorgun bir savaşçıyı esir etmenin aşağılık gururunu taşıyor.

Belki bu zalimden, ağır yaralı bir adama son görevini ifa eden bir yoldaş yaratmak yalnızca benim elimdedir. Böylece kollarımdaki pranganın ağırlığından kurtulabilir, şu ender rastlanan coşkun anda ölümü selamlayabilir, gözlerimi sakınmadan dik ve mağrur, bu yokuşu aşabilirim. Kim bilir?

Belki de bu ihtiyar, üzerimde yaşam ve ölüm iradesine sahip olmanın getirdiği yalancı görkemin fırtınalarına kapılacak ve bir dilencinin önüne birkaç bozukluk fırlatan bir soylu edasıyla hayat bağışlama gafletinde bulunacaktır.

İşte; dağların ardından beliren bir güneş edasıyla yükseliyor kürsünün üstünde: Sanki aydınlığı bir lütufmuşçasına.

 “Neden kendini gizlemektesin? Her gün usanmadan, bir kürek mahkûmunun vuruşları gibi kâğıda işlediğin satırlar bir bilgenin ağzından dökülen sırlar mı yoksa bir meczubun sayıklamaları mı? Onları neden bizden esirgiyorsun?”

Bunlar ne sırdır ne de sayıklama. Satırlarım bir bulantının istifrasından başka bir şey değildir. Halen aranızdayım, sizi henüz terk etmiş değilim. Belki siz bana muhtaç değilsiniz, ancak ne yazık ki ben size muhtacım; mutluluklarınıza, aşklarınıza, ihanetlerinize, merhametinize ve acımasızlığınıza. Erdem adını verdiğiniz tüm ikiyüzlülüklere muhtacım. Kalemim her tökezlediğinde kalabalığınıza karışmam bundandır.

“O halde korkak bir adamdan farkın nedir? Sen, uçurumun kenarındaki yaralı bir kuşu kurtarmak yerine karşısına oturup onu resmediyorsun. Elini uzatmaktan ve ona dokunmaktan iğreniyorsun.”

Ölüm, yaralı bir kuş için kaçınılmaz olandır ve sizin erdeminiz onu aşağılamaktır yalnızca. O, yaşamı boyunca özgürce süzülmüştür gökyüzünde. Bu yüzden kendisine uzanan yabancı bir el onun için tutsaklıktan başka bir şey ifade etmez.

Sizler, hiçbir şeye saygı duymadığınız gibi ölüme de saygı duymuyorsunuz. O, küçük bedenini uçurumdan aşağıya bırakmalı, kırık kanatlarını son bir kez umutla çırparak karşılamalı ölümü. Bu onun için doğru olandır. Yalnızca, onurlu bir ölüm yerine sefil ve aşağılık bir yaşamı tercih edenler onun için üzülmelidir.

“Tanrılığa soyunan bir adam vardı. Derisinin her karışı kör bıçaklarla bedeninden söküldüğü vakit onun da herkes kadar insan olduğu anlaşıldı.”  

Bu adamı tanırım. O, Tanrılığı istemiş değildi. Ancak putlarınız bir denizin dalgalarında savrularak hiçliğe sürüklenirken onun öyküsü bin yıldır kulaktan kulağa işitilmekte.

Ben de bu adam gibi Tanrılaşmak lanetine uğradım. Oysa Tanrı dediğiniz nedir?

Üstünde yağmur damlalarının sekmediği bir ruh, güneşin her sabah süngülediği bir gölge, rüzgara karşı yürüyen bir hiç…

Oysa ben fırtınanın kökünden söküp yamaçlardan savurduğu bir çınar ağacı olmak isterdim. Yüksek bir dağın karlı tepesinde yuvarlanan küçük bir sincap, ormanlarda dolaşan gizemli bir baykuş olmak isterdim.

Okyanusun dalgalarında neşeyle kıvrılan bir köpekbalığı olmak ve küçük balıkları güçsüzlüklerinden ötürü bağışlamak isterdim. Bir bağımsızlık savaşı vermek isterdim onlarla. Mavi memleketimizin her bir karışını işgal eden düşmana, insana karşı…

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s