Fanus – 3

 

“Sen halkı inkar ediyorsun. Onları ürkütüyor ve galeyana getiriyorsun.”

Halk dediğiniz nedir? Bana isimlerini söyleyin. Ne iş yapar bu halk? Ne yer, ne içer? Sırf aynı dili konuşuyorlar diye kurtlar ve koyunlardan bir sürü imal etmek ne kadar ahmakça!

Kalabalık, bir çukurun etrafında ağlaşıyor. Çukurun içinde ise iki büklüm bir ölü… Bir tanesi bağırıyor: “Keşke şimdi burada yatan ben olsaydım!”

O anda ölü mezardan kalkacak olsa ve onu çukura davet etse bu adam aynı coşkunlukla beyaz kefene sarılabilir, bir anda dünyasına veda edebilir mi?

Onlar ölülerine değil, bizzat ölümün kendisine gözyaşı döküyorlar. Ölüleri için değil kendileri için üzülüyorlar: “O, dünyaya veda etti, artık onun için uyanma vakti. Peki, bizim uyanışımız onunki kadar sancısız olacak mı? Ölüm birden mi çalacak kapımızı yoksa sahibi tarafından kırbaçlanan bir köle gibi işkenceler ile mi geçecek fani ömrümüz? Ah! Bu çukura gelmeden önce ne kadar mutluyduk.”

Korku, yığınlar yaratır.

Vahşi bir ormanda ellerinde mızraklarla sırt sırta yürüyen bir grup yolcunun dostluğuna inanmam isteniyor. Ben ormanın dostluğunu tercih ederim.

Sizler, yağmurlu bir havada şemsiyesiz yürüdüğü için bir adamı cezalandırmanın peşindesiniz. Sürünüzden birkaç koyun sürükleyeceğime inanıyor ve korkuyorsunuz. Korkmayın, onlar kuru bir ekmeğin peşinden giden kargalar gibidir ve benim onlara verecek hiçbir şeyim yok.

“Mahkemeye saygısızlık ediyorsun.”

Saygı, korkunun meyvesidir. Mahkemenize saygı duymam için önce ondan korkmam gerekir. Bunun için ölüm ve mahpusluktan farklı şeyler vaat etmeniz gerek.

Benim ölümüm doğumumdur. O halde ipe gitmekten neden korkayım?

Dar bir kafesin içinde yaşayan insan için yeşil bir çayır ile küflü bir hücrenin farkı nedir?

Tehditlerinizi yaşayanlara saklayın.

Sözleriniz benim için kalın bir zırha çarparak parçalanan zayıf oklar gibidir. Azgın dalgalarınız kumsalımdan ne eksiltebilir?

Bir ipin ucunda sallanmak, bilinmeyen bir ülkeyi keşfe gitmektir belki de ve her kaşif günün birinde bu yolculuğa çıkacaktır.

Ben ancak muhtaç olmaktan korkarım. Zebani suratlı bir mübaşirin korkulu bakışları altında, akılsızlar meclisi tarafından yargılanmak ve bağışlanmaktan korkarım.

Gerçekliğe ulaşmak için dolambaçlı yollar seçiyorsunuz. Çünkü yaşarken ona ulaşmaktan, keşfetmekten korkuyorsunuz.

Sizi kuvvetli kılan sırtınızda parlayan şu cübbe değil mi? İşte, ben size kestirme bir yol gösteriyorum: Cübbenizi çıkartıp astığınızda geriye kalan sizin gerçekliğinizdir. Fakat bu sandığınız kadar kolay değildir;

 Uçurumdan aşağıya düşerken gözlerinizi açık tutmalısınız.

Fanus – 1

Fanus – 2 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s